GÜNCEL
Giriş Tarihi : 23-01-2022 16:08   Güncelleme : 23-01-2022 16:08

Muhtemel Rusya- Ukrayna savaşı; Bölge ve Türkiye'ye olası etkileri

Muhtemel Rusya- Ukrayna savaşı; Bölge ve Türkiye'ye olası etkileri
Rusya-Ukrayna arasındaki gerilim savaşa dönüşürse ne olur?
Zincirleme bir etki ortaya çıkar.
Afganistan'dan Almanya'ya kadar etki üretir.
Çünkü Rusya ile hemen her ülke silah ve doğalgaz alımı üzerinden bile olsa en az bir boyutla bağlantılı ve alışveriş içindedir.

Türkiye açısından bakarsak;
Savaşın tarafları Rusya ve Ukrayna'dan sonra en fazla etkilenecek ülke Türkiye'dir demek yerinde olur.

Rusya ile çok boyutlu bir ilişkideyiz.
Nükleer Santral yapımından Füze Savunma Sistemi alımına,
Tarım ürünleri ihracatımızdan turizmimize, inşaat sektörümüzün Rusya'da yatırımlarına kadar pek çok ticari alanda Rusya ile ilişkideyiz.
Doğalgaz ithalatımızın % 50'sini Rusya'dan yapıyoruz.
Keza, Suriye'de Rusya ile hasım/müttefik ve komşuyuz.
Erdoğan'ın Rus Devlet Başkanı Putin'le özel bir iletişimi var.

Ukrayna'ya İHA/SİHA sattık/satıyoruz. Hatta bazı savunma sanayi teknolojileri konusunda işbirliği anlaşmaları imzaladık.
Buğday ithalatımızda Ukrayna'nın büyük yeri var.

Hepsinden önemlisi,
Bu iki ülke savaşırsa en önemli ve stratejik alan Karadeniz olacak.
Karadeniz'e en uzun sınırı olan ülke Türkiye.

Bu kadar mı?
Tabi ki hayır,
Ukrayna'ya müttefik güçlerin yardıma gidebilmesi için en önemli deniz ulaşımı Türkiye deniz sahasından yapılacak.
İstanbul ve Çanakkale Boğazı kilit konumda olacak.
Evet, Boğazdan geçişler Montrö Sözleşmesiyle uluslararası bir usule bağlı fakat konu savaş olunca; sözleşme/prensip/usul ve esas gibi faktörler ve şartlar pek de dikkate alınmayabiliyor.

Peki Ukrayna'nın yanında olan güçler kimler?
İçinde olduğumuz ve hatta Amerika'dan sonra en önemli askeri güç olduğumuz NATO…
Yani 30'dan fazla ülke...
NATO Rus saldırılarına karşı Ukrayna'nın yanında olacak bir karar alırsa?
Tabi, bu Türkiye'yi de bağlar…
Rusya ile olan çok yönlü/çok boyutlu ve girift ilişkilerimizi de düşününce; aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık durumu…

Bir de çok yakın gibi ama karmaşık halde olan Rusya ile olan ilişkimizin hacmini ve ihracatımızın yarıdan fazlasını yaptığımız coğrafyanın Avrupa olduğunu,
Ve Avrupa ülkelerinin de Rusya'ya yaptırımcı davranıp Ukrayna'nın yanında yer alacağını,
Bu süreçte Rusya'ya yardım eden ülkelerin ABD ve Avrupa Birliği yaptırımları kapsamına girme riski olduğunu,
Ve özellikle de, böylesi bir durumda Amerika'nın yanında yer almayan veya gereği gibi yanında net konumlanmayan Türkiye ile, zaten iyi olmayan ilişkileri daha da germe ihtimalinin çok muhtemel olduğunu düşünürsek;
İki ucu pisli değnek durumu, en berbat haliyle önümüze gelir.

Tüm bunları geçtik,
Bu savaş başladı diyelim,
Ki, zamanlaması konusunda bir şey diyemem lakin bu savaş çıkartılacak gibi duruyor.
Hatta belki de, bir provokasyon sonucu başlayacak,
Taraflar savaş harici diplomatik enstrümanları kullanmaya çabalasa da, büyük ihtimalle olacak…
Çünkü birileri böyle istiyor ve planları için bu savaşın olması çok kritik ve önemli bir vetire…

Olursa eğer;
—Boğazlarımızdan geçişi düzenleyen uluslararası sözleşme olan Montrö, önemsizleşip, işlevsizleşebilir.
Başka usul ve esasların oluşması çok muhtemeldir.

—Rus ve Ukrayna ekonomileri ciddi anlamda çöker,
Hakeza bu iki ülkeyle ticari/askeri işbirliği içinde olan ülkelerin ekonomilerinin de büyük hasar alması ihtimal dahilinde.

—Küresel Ekonomik Kriz daha da derinleşir.

—Avrupa ülkeleri enerji ve doğalgaz arzı konusunda sıkıntıya girebilir.
Hatta doğalgazla ilgili ana tedrikçi Rusya olması hasebiyle, Avrupa ciddi problemlerle karşılaşabilir.

—Güneyinde, Suriye ve Irak'ta devam eden iç savaş nedeniyle sınırötesi karışık olan Türkiye'nin kuzeyi de karışmış olur.

—Hal böyle olunca,
Avrupa sıkıntı yaşayınca Türk Ekonomisi daha büyük sıkıntı yaşar.
Turizmden beklenen gelirler sakatlaşır,
Türk-ABD ilişkileri gerilebilir,
Pandemi sürecinde zirveye ulaşan ekonomik kriz Türk ekonomisini daha da zora sokabilir.

—Bu savaş tüm bölge ülkelerini etkileyeceği için bu iki ülke haricindekilerle olan ve özellikle ticari nitelikli ilişkilerimiz sekteye uğrayabilir.
Bu ise, kötüleşen ekonomimizi daha da kötü hale getirebilir.

—Özetle, tıpkı Suriye iç savaşında olduğu gibi bu savaşla da, Türkiye en büyük hasara maruz kalan ülkelerden birisi veya birincisi olabilir.

Peki, Türkiye'nin çabaları ve Erdoğan'ın gayretleri bu savaşı önleyebilir mi?
Ben buna pek ihtimal vermiyorum.
Çünkü savaş riski küresel boyuttan, "Güç ve Akıl Sahiplerinden" bağımsız şekilde ve sadece bu iki ülkenin birbirlerine husumetiyle gelişmedi ve bundan sonra da, eğer olursa; savaş, kendi istekleriyle başlamayacak.

Durum böyleyken,
Harici faktör ve parametreler bu kadar etkili ve belirleyiciyken,
Hatta iki ülkenin irade ve inisiyatifleri bile bir önem arzetmezken;
Türkiye'nin bu savaşı engelleyebilme ihtimalini mümkün görmüyorum.
Ki, engellenemeyen ve daha çok terör örgütleri üzerinden vekalet savaşı şeklinde cereyan eden Suriye İç Savaşı bunun en bariz örneği…

O halde Türkiye ne yapsın/yapmalı?
Veya ne yapmamalı?
Nasıl konumlanmalı? diye soracak olursanız; Türkiye ve devlet görevlileri/karar alıcılar ve Türk diplomasisi şöyle davranmak zorundadır.

—Duygusallıktan ve diplomatik romantizmden uzak kalmalıdır,

—Akıllı ve akılcı davranmalıdır,

"Filanca haklıydı, falanca haksızdı" gibi davranışlardan ziyade; bazen, güçlünün belirleyici olduğu noktada bile, ülkesel menfaatlerin maksimizasyonunu hedeflemelidir.

—İç siyasetin cazibesi ve şehvetiyle, içe kapanmacı bir körlük içinde harici gelişmelerden sarfı nazar etmemeli/küresel gündemden uzak kalmamalı ve dünyayı çok iyi okumalıdır; aksi takdirde, iktidar etmenin de/muhalefet olmanın da hiçbir önemi kalmayacağı bilinmelidir.

—Evet, bu savaşın hasarı büyük olacak ve Türkiye'yi de büyük vuracaktır.

Bu yüzden de;
Öncelikli hedef, bu muhtemel hasarı minimize etmek ve sonrasında kurulacak yeni düzende, önemli bir figür haline nasıl gelebilirim diye düşünmek, birincil güdülenme olmak zorundadır.

Aksi takdirde,
Elin oğlu savaştırır savaştırır/istediği zemini oluşturur/edinimlerini tesis eder hatta bunun için, lüzum gördüğü bazı bölge ülkelerinde yeni yönetimler bile oluşturur ve sonra da yüzlerce/binlerce kilometre ötedeki ülkesine çeker gider.
Enkaz da bize kalır, hasar da bizde olur,
Ve o, Elin Oğlu'nun eline bakar hale düşeriz.
İşte o zaman, elimiz güçlü olmaz demeyi geçtim; güçlü olacak bir elimiz bile olmaz.
Ele bakıcı olur; Elin Oğlu'nun bize el uzatmasını bekler dururuz!..
Haraç-mezat hale gelmiş ülkelerden birisi oluruz!..

Son Söz;
Evet, uluslararası arenada da adalet olmalı.
Ama şu da unutulmamalı; uluslararası ilişkiler menfaat üzerinedir ve hamaset kaldırmaz.
Bu ise, ülkesel menfaatlerdir.
Daha da, ötesi berisi yoktur,
Olmadığını, defalarca yaşayarak gördük.
Bu yüzden de;
Gördüğümüz şeyleri yeniden test etmeye gerek yok bilinciyle hareket etmek, en temel motivasyon aracı ve refleksimiz olmalıdır!..


Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.