GÜNCEL
Giriş Tarihi : 07-09-2021 20:21   Güncelleme : 07-09-2021 20:21

Fransa'nın Afrika'da başlatmak istediği yeni macera; "Vahşi sömürgeciliğe dönüş…"

Fransa'nın Afrika'da başlatmak istediği yeni macera; "Vahşi sömürgeciliğe dönüş…"
Batı ve Amerika, Çin ile bir rekabet/mücadele ve hatta görünmez bir savaş içinde…
Batı derken de, Fransa hariç…

Sarkozy ile başlayıp Macron'la devam eden bir süreç var.
Fransa Doğu Akdeniz/Ortadoğu ve Afrika'da "Yeniden Doğuş" süreci başlatmak istiyor.

Nasıl mı?..
Fransa'nın Afrika politikasını üç ana dönemde değerlendirebiliriz.
Birincisi;
İkinci Dünya Savaşı'na kadar süren Klasik Sömürgecilik, yani sert gücü kullanarak elde ettiği sömürgecilik,
İkincisi;
Soğuk Savaş (İkinci Dünya Savaşı sonrası dönem),
Sert ve yumuşak gücü birlikte kullandığı süreç.
Üçüncüsü ise;
Soğuk Savaş sonrası dönem.
Yani 1990'lar sonrası…

Fransa bu dönemde bile Afrika'yı hala "arka bahçe" olarak görmekte ve "her istediğini yapabileceğini" düşünmektedir.

"Afrika Afrikalılarındır" şeklinde oluşan yaklaşımları "Batı için ortak tehdit" algısına dönüştürmek temel yaklaşımı olmuştur.

Peki Fransa bu politikalarında başarılı oldu mu?
Olamadı!...
Başarısız olmasıyla birlikte yeniden klasik sömürgecilik dönemi enstrümanlarını kullanmaya başladı.
Bunun ilk somut adımı ise dönemin Fransız Başbakanı Sarkozy döneminde, henüz NATO bile bir karar almadan Libya'ya saldırmasıdır.

Bugün de Macron/Çakma Napolyon, Sarkozy'nin izinden gitmekte ve "arka bahçe Afrika"yı kaybetmemek için "hard power-soft power" denilen güçleri bir arada veya sadece sert gücü kullanmaktan imtina etmemektedir.

Ama yeni dünyanın artık yeni kodları ve hakimiyet enstrümanları var.
Fransa bu realiteyi göz ardı etmekten imtina etmiyor.
Çünkü klasik alışkanlıklarını bırakamıyor ve Afrika hakimiyetiyle yeni dünya düzeninde etkin bir aktör olma peşinde.
Fakat bu tutumdan diğer Avrupa ülkeleri ve özellikle Amerika hiç hoşnut değil.

Başta Almanya olmak üzere İtalya/Hollanda/Avusturya/İspanya çok rahatsız.
İngiltere ise aslında Fransa'nın yeni nesil Afrika politikasının bir nostaljiden ibaret olduğunun farkında ve kenardan ilgi ve dikkatle izliyor.
Fakat buna rağmen, vahşi sömürgeciliğin merkezi Fransa durur mu!..

Batının başat aktör ülkeleri, Fransa'nın Afrika politikasını Avrupa'nın ortak politikası yapma çabasına destek vermeyerek/karşı çıkmalarına ve yüksek tonda tepki göstermelerine rağmen, Macron durmuyor.
Çünkü Fransa'nın enerji politikaları da, Afrika'dan sömürdüğü Uranyum hammaddeli Nükleer Enerji'den oluşuyor.

Keza yıllarca süren "vahşi/klasik sömürgecilik" döneminde Afrika ülkelerinde oluşturdukları Frankofon zemin (Fransızca konuşan, Fransız diline ve kültürüne sempati/yakınlık duyan kişi, kurum, oluşum anlamına gelir) Fransa'nın mevcut yöneticilerinin salyasını akıtıyor.

Hakeza bu Frankofon ülkelerde/Fransafrika'da kendilerine bağlı elitler, imtiyaz sağladıkları aileler ve Fransız hayranı haline gelmiş/"Fransa'sız yapamayız" acziyeti hisseden ve psikolojik/ekonomik boyutla göbeğinden bağladıklarıyla hala eski günlere döneceklerine inanmaktalar.

Buyurun, Gine'deki darbeye bakın,
Yine Fransız askeri ve Fransız ajanların parmağı var.
Keza Mali, Libya/Hafter, Çad, Senegal…
Lübnan'daki liman patlaması sonrası hemen bölgeye giden Macron'un sanki Fransız toprağında gezer gibi dolaşmasına bakın…
Bunların hepsi Fransa'nın hala ve hala, geçmişi yeniden inşa ve yeni bir sömürgecilik isteği ve çalışmalarını gösteriyor.
Hala kendilerinin Afrika'nın "jandarma"sı olarak görme hevesindeler.

Bugün hala söylenen ve diplomasi literatüründe mevcudiyetini sürdüren "Afrika olmadan Fransa güçsüz bir ülkedir" algısı, Macron'un da temel sloganı haline gelmiş durumda.
Ve üstelik, "vahşi sömürgeciliği" yaparken/sert güç kullanıp insanları öldürürken/darbeler yaparken ve kıtanın yeraltı/yerüstü kaynaklarını sömürürken de bunu gizleme ihtiyacı bile hissetmiyorlar.

Nereden anlıyoruz bunu;
"Ellerinizi kirletmeden Afrika ile ilgilenemezsiniz" sözü adeta itiraf gibi her Fransız'ın dilindedir.

Peki böyle gider mi?..
Fransa "Yeni Nesil Sömürgecilikte" başarılı olabilir mi?..
Sanmıyorum…
Çünkü dünya o eski dünya değil, Fransa da o eski Fransa değil…

Yakın zamanda/gelecekte Amerika'nın da arkasındaki ve dolayısıyla Yeni Dünya Düzeni'ni tesis etmek isteyen "Güç ve Akıl" Fransa'ya; önce sarı kart ve eğer hoyratlığa devam ederse, kırmızı kart gösterecek ve sert bir şekilde "dur" diyecektir.
Çünkü güç ve aklı elinde tutanların, Macron ve Fransa'nın nostaljik Fransafrika hevesli macerasına tahammül ve müsamahası olacağını hiç düşünmüyorum.

Afrika ve Ortadoğu odaklı yaptıkları gösterişsel ve "yıkılmadık ayaktayız" tarzı müdahale ve eylemlere şimdilik ses çıkartmıyor olmaları zaaflarından ve Fransa'yı durduramadıklarından değil; sadece zamanlamayla alakalı bir durum kanaatindeyim.

Önümüzdeki günlerde Fransa'nın bu maceraperest politikalarına karşı, başta Almanya olmak üzere Avrupa odaklı sert tepkilerin geleceğini düşünüyorum.

Bunu sizler de göreceksiniz.
O an, çok yakındır ve Fransa'ya bir ders, mutlaka verilecektir.


Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.